- Katılım
- 14 Ocak 2026
- Mesajlar
- 3,534
- Tepkime puanı
- 2
- Puanları
- 0
- Discord
- qewrty
- Mevcut Bakiye
- 0 ₺
Metroid Prime 4: Beyond İnceleme detaylı incelememizle karşınızdayız. Tüm artıları, eksileri ve merak edilenleri bu rehberde derledik.
Sekiz yıllık bekleyişin ardından gelen Metroid Prime 4: Beyond, güçlü atmosferi ve akıcı oynanışıyla seriye yakışan bir dönüş yaparken bazı tartışmalı tercihler de sunuyor.
Metroid Prime 4’ün E3 fuarında ilk kez duyurulduğu yıl birçok insan çok mutlu olmuş ve sonunda serinin beklenen devam oyunu geldiği için heyecanlanmıştı. Ben Prime serisine geç giren bir oyuncu olduğumdan ilk başta bu heyecanı paylaşmasam da Metroid severlerin gelen ertelemeler ile 8 yıl boyunca oyunu beklediğine şahidim. Yapımcı değiştirerek baştan hazırlanan, beklerken Metroid Prime Remastered ile oyuncuların gazını biraz olsun alan seri sonunda çok beklenen dördüncü oyunu ile konsollarımızda. Haydi Metroid Prime 4: Beyond incelemesine başlayalım.
Metroid Prime 4: Beyond İnceleme: Başka Bir Gezegene Gidiyoruz
Metroidler ile birleşerek kendilerini daha güçlü hale getiren uzay korsanlarının saldırısını durdurup bir nesneyi korumak için gelen Samus Aran, korsanların lideri Sylux ile mücadele ediyor. Sylux yanlışlıkla nesneye hasar verip bölgedeki herkesin bilinmeyen bir yere ışınlanmasına sebep oluyor. Haritalarda bulunmayan, varlığından kimsenin haberdar olmadığı bir gezegende kendini bulan Samus, bir mühendis olan MacKenzie ve diğer Federasyon askerlerinden de yardım alarak çevreyi keşfedip herkesi geri döndürmek için çalışıyor.
Hikaye gezegene kaza eseri gelen Samus’un aslında bu gezegende yaşayan eski ve gelişmiş bir ırkın varlığından haberdar oluyor. Teknolojiye fazla kaptırıp gezegeni geri dönülmez bir yola sokmuş olan Lamorn halkının “bari mirasımız kalsın” diyerek geride bıraktığı hologramlar aracılığıyla bilgi ediniyor, buradan kurtulmak için eski teknolojiyi de kullanarak teleport anahtarlarını bulup bir yandan da gezegenin tesislerini ele geçiren Sylux’ı durdurmaya çalışıyoruz.
Hikaye anlatımı beklediğimden iyi aslında, ilk yayınlanan videolarda MacKenzie’nin sürekli yanımızda olup her şeye yorum yapacağı ve “susmayan yancı” rolünü oynayacağı korkusu herkeste oluşmuştu. Metroid Prime’ın ilk oyunlarındaki sessizliği bu tür konuşmalara tercih ederim, bu yüzden karakterin korktuğum kadar fazla rol almaması beni sevindirdi. Eğer siz de endişelendiyseniz gönül rahatlığıyla oynayabilirsiniz. Hikayenin bir kısmının diğer askerler ile geçen diyaloglarda anlatılması, her şeyi taratarak öğrenmekten daha iyi olmuş, tadında olduğu için de can sıkmamış.
Çöllerde Motor Sürmenin Keyfi
Metroid Prime serisi birincil görüş açısından oynanan, yeni özellikler aldıkça daha önce ulaşamadığınız yerlere geri dönüp ekstra içeriklere ulaşabildiğiniz bir oyun. Kimi zaman “Türü Metroidvania” gibi tanımlar görüyorum, Dark Souls oyunlarına “Souls-like” demek gibi bir şey bu da, adı oradan geliyor zaten. Oyun boyunca sürekli daha önce ulaşamadığınız yerleri açmak için eski bölgelere döneceksiniz ve genelde bu can sıkmayacak seviyede ödüllendirici olacak.
Bölgelerde keşif yapmak gayet eğlenceli, düşmanlar ile uğraşıyor, zırhımızın ve zihnimizin yeni özelliklerini kullanarak ilerliyor, kimi zaman zorlayacak seviyede olsa da genellikle basit bulmacalar çözüyoruz. Motosiklete atlayıp çölü ve çeşitli mekanları geziyor, bir yandan gezegendeki ağacı besleyecek kristalleri toplarken diğer yandan kendimizi geliştiriyoruz. Sol Valley genel bir alan ve bölümleri birbirine bağlayan ana bölge olarak görev alıyor. “Motoru verdik burada basın gaza” demişler, yeşil kristaller falan koymuşlar ama genel olarak bomboş bir alan, çöl olmanın hakkını veriyor yani.
Sol Valley bomboş ve daha çok yeşil kristal grind için kullanılan bir yer ama bağladığı bölümler ayrı bir konu. Hepsi birbirinden farklı yapıya sahip bölümlerin hepsi de güzel bölüm tasarımlarına ve farklı eylemler sayesinde ulaşabileceğiniz gizlere sahip. Her biri ilk girdiğinizde görevinizi yerine getirmeniz için sizi yönlendiriyor ama hepsinin içerisinde daha sonra ulaşabileceğiniz alanlar ve güçlendirmeler var. Her birinde normal düşmanlar ve bölüme özel bir boss sizi bekliyor. Bu bölümleri gezmek çok keyifli ve çölde yaşadığınız boşluk hissiyatını kesinlikle burada yaşamıyorsunuz. Oyunda keşfederken yaşadığım en büyük sıkıntı, ufak bir noktayı taramadığım için bölümün ilerlememesi ve benim sağı solu gezip her olası rotayı denedikten sonra tesadüfen taranmamış noktayı fark etmem oldu. O yüzden dikkatli oynamak şart, basit bir tarama 1 saatinizi heba edebiliyor.
Düşman mücadeleleri bile kendi çapında ufak bulmacalardan oluşuyor. Düşmanları tarayıp zayıf noktalarını buluyoruz, kimi zaman asıl hasar verecek noktayı bulmak için gerekenleri öğreniyoruz çünkü herkes her saldırıdan hasar almıyor. Boss mücadeleleri de bu mantıkta ilerlediğinden başlarda sürekli öldüğüm bossun infosunu düzgün okuyup taktiği kafamda oturunca neredeyse can kaybetmeden geçtiğim oldu.
Samus’un zırhının farklı özelliklerine oyun ilerledikçe kavuşuyoruz, yanına yeni psişik güçler de ekleniyor. Alıştığımız füzeler, morph modu, bomba bırakma, lazerler mevcut. Bunun yanında yeni psişik yeteneklerimiz sayesinde bombayı bırakıp ardından psişik yeteneklerle fırlatma da var. Tarama kısmında farklı modlarda görüşler açılıyor, kontrollü saldırılar kullanılabiliyor. Çatışmalar elinizdeki yetenekleri nasıl kullandığınıza bağlı olarak zor ya da kolay hale geliyor. Fakat kayda değer bir yeni güç var mı derseniz, bence yok. Bu tarafta biraz güvenli ilerlenmiş, motosiklet ile yenilik kotasını doldurmuş gibi.
Savaşlar çetin, düşmanlar hareketli olunca oyunun oynanışı da önemli oluyor. Mesela ben normalde birincil görüş açısını kontrolcü ile pek iyi oynayamam, o yüzden başta biraz geriliyorum bu oyunları oynarken. Hedefe kilitlenme ve kilitliyken motion control ile serbest hedefleme imkanları oyunda mevcut. Analogla da nişan alabiliyorsunuz. Bir de Switch 2 sürümüne özel bir yenilik, mouse modunda oynama şansınız var! Switch 2 kontrolcüsünü mouse gibi kullanmak ve düşmanlara nişan almak aslında işi kolaylaştırıyor gibi gözüküyor ama ben bir süre sonra pes ettim. Joy-Con’u mouse olarak kullanmak benim el yapım için uygun değil. Oynaması gayet rahat ama, eğer ergonomik olarak sizi rahatsız etmiyorsa mutlaka deneyin. Heyecanla Joy-Con’u havaya kaldırıp bir anda mouse modunda çıkabiliyorsunuz ama dikkat edin.
Motor ile ilgili pek bir şey yok yazabileceğim, gaza basıyorsunuz gidiyor, nitro kullanarak hızlanıyor, üzerinde ateş etmek tarama yapmak mümkün. Başlarda “çok güzel şeyler olacak” gibi geliyor ama Batman Arkham Knight’ın arabası gibi, ben bir noktadan sonra karakterimi kontrol etmeyi tercih ediyorum, araç da sadece ulaşıma yarıyor. Ha oyunu %100 yapmak için bolca kullanacaksınız çünkü açık çölde grind yapmaya yönlendiriyor. Bir de oyun müzikleri motorda dinleme özelliğine sahip, böylece sıkıcı çöl yolculukları hareketlenebiliyor ama bu özellik sadece amiibo ile aktif oluyor. %100 yapınca açılıyor dediler, sonra insanlar yalanladı falan ama zaten %100 yapınca bir daha niye oynayalım sorusu da akıllarda. Çok kötü bir karar. Amiibo ile ekstra kalkan açma ve boost verme özellikleri ya da motor skinleri de açılıyor ama onlar müzik kadar önemli olmadığından görmezden gelinebilecek durumlar.
Grind kısmı da biraz canımı sıktı, bazı şeyleri çok muallakta bırakıyor. Yeşil kristal topla diyor mesela topluyorsunuz biraz daha istiyor, ne kadar istediğini ise söylemiyor. Çıkıyorsunuz biraz daha topluyorsunuz. Zaten yeni bir özellik aldığınızda otomatik gelmemesi, askerlere geri dönüp aktif etmeniz falan çok can sıkıcı uzatma taktikleri gibi. Ne gerek vardı oyun süresini uzatmak için böyle şeylere? Ha bir de oyunu %100 yapmadan son göreve girdiniz, oyunu bitirdiniz ve kalanları toplamak istiyorsunuz diyelim. Oyuna sıfırdan başlatıyor ya da son göreve giriyorsunuz load ettiğinizde. “Niye ki?” diye soruyor insan kendi kendine. Bunlar ileride güncellenecektir muhtemelen.
Görsellik ve Performans
Metroid Prime 4: Beyond harika gözüküyor. Nintendo Switch 2 tarafında hem el hem de televziyon modunda çok iyi bir performans verirken, görsel anlamda da kullanıcıları memnun ediyor. Çöl tarafı adı gibi bomboş olduğundan orada pek bir şey beklemeyin ama diğer bölümler şahane gözüküyor. Yağmur yağarsa ekrana vuran damlalar, şimşek çaktığında oluşan ışıklandırmalar, harika kaplamalar ile özenilmiş arka planlara sahip bölümler. Hele ki morph modunda oynarken kimi zaman 2D tarza dönüşen ortam çok güzel gözüküyor. Metroid Dread gibi bir oyunu bu grafiklerle Switch 2’de oynamak ne kadar şahane olur hayal edebiliyorum.
Ekrana bağladığınızda 4K60 fps ya da 1080p 120fps oynayabiliyorsunuz. Resmen akıyor oyun ve neredeyse hiç takılma yaşatmadan. El modunda ise yine 1080p 60 fps ya da 1080p (720 upscale) 120fps seçenekleri mevcut. Görsel açıdan el modu da gayet iyi duruyor, bu tarafta bir şikayetim yok. Yükleme süreleri de kapılarda hiç yok, ana bölgelerde ise rahatsız etmeyecek kadar hızlı. Nintendo Switch sürümü ise televizyon modunda dinamik 1080p çözünürlükte 60 fps verirken, el modunda dinamik 720p60 fps ile çalışıyor. Görsel anlamda Switch sürümü de iyi gözüküyor ama denemelerimde en çok dikkatimi çeken şey yükleme süreleri oldu. Oynanmayacak gibi değil ama bir kez Switch 2 hızına alışınca insan yadırgıyor.
Oyunun müzikleri şahane, ses efektleri çok iyi ve ikisinin birleşimiyle oyunun sizi sokmak istediği moda hemen giriyorsunuz. Seslendirmeler ise güzel ama zaten pek fazla konuşan insan yok. Tadında olmuş. Ben müzikleri oyun dışında da dinliyorum ama kesinlikle o tarafta övgüm çok.
Sonuç
Metroid Prime 4: Beyond, biraz problemli süren uzun bir geliştirme sürecinin ardından hayranlarının karşısına gayet iyi bir şekilde çıktı. İlk başladığında verdiği gaz ile aklımda daha yüksek puanlar oluşmuştu ama kendini tekrara sürükleyen bazı tercihler, sırf oynanış süresi uzasın diye yapılan görev tasarımları, bomboş bir çöl alanı ve anlamsız bazı oynanış tercihleri ile sonuçta bazı sorunları olan iyi bir oyun olduğuna karar verdim. Bu kadar beklemeye daha kötü oyunlar da gördük.
Şu anki haliyle oyun hem Nintendo Switch hem de Switch 2 için kesinlikle alınması gereken bir yapım. Ama Prime serisinin hayranı değilseniz çok acele etmenize de gerek yok.
Bu konuyla ilgili en güncel gelişmeleri takip etmeye devam ediyoruz. Yeni bilgiler geldikçe içeriğimizi güncelleyeceğiz.
Bu içerik Merlin'in Kazanı kaynağından alınmıştır.



